Yıl 1923. Cumhuriyet'in ilk nefesi. Mustafa Kemal Atatürk, yoksul ama onurlu bir milletin gözlerine bakarken, iyi yaşamın tanımını koymuştu: Bağımsızlık, ilim, irfan, kendi toprağında doyma, başı dik yaşama... O günlerde, bir çift öküz, bir avuç tohum, bir damla umut, iyi yaşamın temeliydi. Beklentiler mi? Vatanı kurtarmak, cehaleti yenmek, muasır medeniyet seviyesine ulaşmaktı. Kolay mı sandınız? Kanla, irfanla yazıldı o tanım. Yıl 2026. Aradan yüz üç yıl geçti. Ve bugün, bu topraklarda "iyi yaşam" denince akla ne geliyor? Bir varmış bir yokmuş gibi, masallara karışan o eski tanım. Şimdi iyi yaşam, bir fatura ödeyebilmek mi oldu? İyi yaşam, çocuğuna bir paket süt alabilmek mi