Geçen akşam, o İstanbul'un o eşsiz manzarasına karşı, Boğaz'ın esintisiyle hafifçe serinlerken, bir dostumla sohbet ediyorduk. Kadehimi kaldırıp yeni keşfettiğim o İtalyan şarabının damakta bıraktığı narin tadın keyfini çıkarırken, konu birden iyi yaşamın ne olduğuna geldi. Eskiden iyi yaşam denince akla hemen "evim, arabam, yazlığım" üçlemesi gelirdi, değil mi? Ama şimdi sanki o denklem biraz değişti, hatta başka değişkenler eklendi gibi. Dostum, "Artık insanlar deneyim peşinde," dedi. "Bir konsere gitmek, yeni bir mutfağı keşfetmek, hafta sonu şöyle bir yerlere kaçamak yapmak... Maddi varlıklardan çok, anı biriktirmek daha değerli oldu sanki." Hak vermedim desem yalan olur. Paris'teki o küçük, butik otelde penc