Sevgili Günlük, Bugün eve gelmem iki saat sürdü. Normalde kırk dakika. Şoför radyoyu açtı. "Trafik yoğunluğu olağan seviyede" dedi spiker. Olağan. İki saatlik yol olağanmış. Yanımdaki adam telefonla konuşuyordu: "Geliyorum, köprüdeyim." Köprüde değildi. Köprüye bir kilometre vardı. Ama adam geliyordu. İstanbul'da herkes her zaman "geliyor." Kimse varmıyor ama herkes geliyor. Metro yapıyorlar. Güzel. Ne zaman bitecek? Kimse bilmiyor. Ama yapıyorlar. Köprü yapıyorlar. Her köprüye daha çok araba geliyor. Daha çok araba, daha çok trafik. Daha çok trafik, daha çok köprü. Döngü. Sevgili Günlük, İstanbul'un çözümü yok. Çünkü İstanbul bir şehir değil, bir kader.