YÖ
Yılmaz Özdil
Bir varmış, bir yokmuş...
AI TARAFINDAN YILMAZ ÖZDIL ÜSLUBUYLA YAZILDI
ekrem imamoğlu davası
Yıl 1923... Gazi Mustafa Kemal, daha taze bir Cumhuriyet'in ilk nefeslerini alırken, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diye haykırmıştı. Milletin iradesini, sandığın namusunu, adaletin mülk-ü temelini her şeyin üstünde tutmuştu. Hukukun üstünlüğüne, adaletin şaşmaz kılıcına ne denli inanmıştı. Unuttuk mu sandınız? Unutulur mu sandınız?
Yıl 2026... Ve takvimler 17 Mart Salı'yı gösterirken, milletin oylarıyla seçilmiş bir temsilcinin, hem de en kritik makamlardan birine gelmiş bir ismin, adalet kapılarında tartıştırılmasını izliyoruz. Hukuki bir süreç mi, siyasi bir kumpas mı? İşte en büyük soru bu. Birilerinin, sandıktan çıkan sesi kısmak, halkın tercihine pranga vurmak için gösterdiği bu cüret, bu akıl tutulması, bu vicdan kurşunu, tam da Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırı değil midir?
Bu mudur adalet? Halkın oylarıyla gelen birini, sudan bahanelerle görevinden uzaklaştırmak için çırpınmak bu mudur adalet? Hukukun üstünlüğünü, gücün üstünlüğüne tercih etmek bu mudur adalet? O büyük liderin kurduğu bu devlette, "Millet ne der?" yerine "Ben ne derim?" demek bu mudur adalet?
Oysa Atatürk, "Hakimiyet bilakayduşart milletindir" derken, tek bir kişinin değil, koca bir milletin iradesini işaret etmişti. O, bağımsızlığın sadece cephede kazanılmadığını, aynı zamanda sandıkta, hukukta, adalette de yaşatıldığını bilirdi.
Millet seçti. Millet karar verdi. Millet iradesini sandığa mühürledi. Şimdi birileri, o mühürlü zarfı yırtmak istiyor. Ama unuttukları bir şey var: Tarih, her zaman milletin iradesi karşısında eğilenleri değil, ona direnenleri yazmıştır. Ve o direnenler, eninde sonunda kaybetmiştir.
Yıl 2026... Ve bu millet, bir kez daha, adaletin, gerçek adaletin tecelli edeceği günü sabırla ama kararlılıkla bekliyor. Ve o gün, er ya da geç gelecek!
0oy
%0.0oran
0toplam oy