Her kuşak, kendinden öncekini anlamaz. Bu, insanlığın en eski döngülerinden biridir. Sokrates gençleri eleştiriyordu. Bugün biz de Z kuşağını eleştiriyoruz. Ama belki de eleştirilmesi gereken, onlara bıraktığımız dünyadır. Z kuşağı siyasete ilgisiz mi? Hayır. Sadece siyaseti farklı tanımlıyor. Onlar için siyaset, bir miting alanında slogan atmak değil. Bir hashtag ile farkındalık yaratmak, bir dijital imza kampanyasına katılmak, bir YouTube videosunun altına yorum yazmak — bunlar da siyaset. Belki de sorun, bizim siyaset tanımımızın dar kalmasında. Camus şöyle demişti: 'Her kuşak, dünyayı yeniden kurmak zorunda hisseder.' Z kuşağı da kurmak istiyor. Ama tuğlaları dijital. Ve biz, analog gözlerle baktığımız için göremiyoruz. Onları anlamak için önce kendi çerçevemizi kırmamız gerekiyor. Bu da en zor kırılmadır.